MAL REJİMLERİ VE EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN TASFİYESİ

Av.Gülfidan KAYA  AV.Gülfidan KAYA

 

TÜRK AİLE HUKUKUNDA MAL REJİMLERİ VE EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA

                                   REJİMİNİN TASFİYESİ
                                   

                                    
          743 sayılı eski Medeni Kanunda mal ayrılığı, mal birliği ve mal ortaklığı  rejimleri kabul edilmişti ve yasal mal rejimi olarak kabul edilen mal ayrılığı rejimi, sosyal ve ekonomik açılardan  ihtiyaca  cevap vermekten çok uzaktı. Toplumumuzda genel olarak ekonomik gücü elinde tutan taraf erkek olduğu için, evde çalışan ve ekonomik gücü bulunmayan kadının durumu mal rejimi ile de ağırlaştırılmış bulunmaktaydı.


          Kanun koyucu 4721 sayılı yeni Medeni Kanundaki mal rejimleri düzenlemesiyle bu sorunu çözmeyi amaçlamış, yasal mal rejimi olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimini kabul ederek, ekonomik yönden zayıf olan kadının mağdur olmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır.


            4721 sayılı Medeni Kanunda yasal mal rejimi olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi kabul edilmiş, buna alternatif olarak Mal Ortaklığı , Mal Ayrılığı  ve Paylaşmalı Mal Ayrılığı  rejimleri de kanunda yer almıştır. Bu rejimlerin çerçeveleri kanunda belirlenmiş olup,  tarafların bunun dışına çıkmaları mümkün değildir.

 

Mal rejiminde egemen olan ilkeler ;

 

a) Genel olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda eşlerin kabul edebileceği mal rejimleri sınırlı olarak belirlenmiştir. Eşler bu rejimlerden birini seçmedikleri takdirde yasal mal rejimi olan Edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklardır . Eşler, kanunda belirlenen mal rejimlerinden birini seçmekte özgürdürler ancak bu rejimlerden birini seçtikten sonra artık bu rejimin kanunda belirlenen sınırları ile bağlıdırlar yani karma bir rejim oluşturamazlar. Seçilen mal rejiminin kuralları eşler tarafından değiştirilemeyeceği gibi yeni bir mal rejimi de oluşturulamaz. Mal rejiminde tipe bağlılık kuralı geçerlidir  (MK 202/2).


   Kanunda seçilebilir üç mal rejimi belirlenmiş olup, eşler bunlardan birini seçmek   zorundadırlar;

1- Mal ayrılığı rejimi ( MK 242-243 )
2- Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi ( MK 244 -255 )
3- Mal ortaklığı rejimi ( MK 256 -281  )

 

b) Mal rejiminin seçilmesi

          Eşler evlenirken evlendirme memuruna yapacakları bir beyan ile mal rejimini seçebilecekleri gibi,  evlendikten sonra da diledikleri zaman mal rejimini anlaşarak değiştirme özgürlüğüne sahiptirler. Mal rejimini değiştirme hakkından, önceden feragat edilmesi mümkün değildir. 


aa) Evlenirken mal rejiminin seçimi ; Taraflar evlenme başvurusu sırasında, seçmek istedikleri mal rejimini yazılı olarak bildirebilirler. Bu bildirimin her iki eş tarafından imzalanması gereklidir. Tarafların böyle bir bildirimde bulunmamaları halinde yasal mal rejimi olan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine tabi olacaklardır.


bb)  Evlilik devam ederken mal rejiminin değiştirilmesi ;
i – Mal rejiminin sözleşme ile değiştirilmesi ( Mal Rejimi Sözleşmesi ). Eşler,  evlenme başvurusu sırasında herhangi bir mal rejimini seçmedikleri takdirde  yasal mal rejimine tabi olacakları hususunu yukarıda belirtmiştik. Ancak eşler bu mal rejiminden diledikleri zaman çıkarak kanunda belirtilen diğer mal rejimlerinden birini kabul edebilirler. Şayet eşler hangi mal rejimine geçecekleri konusunda aralarında anlaşmışlar ise yapmaları gereken şey bunu noterde yapacakları bir anlaşma ile onaylatmaktan ibarettir . Eşler, mal rejimi sözleşmesini noterde onaylama veya düzenleme şeklinde yapabilirler .

             Mal rejimi sözleşmesi yapabilmek için temyiz kudretinin bulunması gerekmektedir . Mal rejimi sözleşmesi yapmak kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için bizzat eşler tarafından yapılması gereklidir. Küçükler ve kısıtlıların mal rejimi sözleşmesi ise yasal temsilcilerinin rızasını alma şartına bağlanmıştır, sözleşmenin yasal temsilciler tarafından da imzalanması gerekmektedir .


             İradeyi sakatlayan sebeplerden birinin bulunması durumunda sözleşmesinin iptali mümkündür.  Bunun dışında muvazaa sebebiyle, şekil şartı eksikliği sebebiyle veya tipe aykırılık sebebiyle de mal rejimi sözleşmesinin iptali  talep edilebilir. Mal rejiminin iptali ile ilgili taleplerde aile mahkemesi görevlidir.


            Mal rejimi sözleşmesi;  evliliğin herhangi bir sebeple sona ermesi,  taraflarca başka bir mal rejiminin seçilmesi veya mahkeme tarafından başka bir mal rejimine geçilmesine karar verilmesine kadar devam eder.  Evliliğin mahkeme tarafından iptal edilmesi veya boşanma sebebiyle sona ermesi halinde mal rejimi, dava tarihinden  geçerli olmak üzere sona erer. Eşler mal rejimini süreli olarak da kabul edebilirler.


            Eşler ayrıca edinilmiş mallara katılma rejiminde bazı edinilmiş malların kişisel mal sayılmasını kararlaştırabilecekleri  gibi kişisel malların gelirlerinin de kişisel mal sayılmasına karar verebilirler. Evlenme sonrası yapılacak olan bir mal rejimi sözleşmesi kural olarak kuruldukları andan itibaren geçerli olur ancak eşler bunun aksini kararlaştırarak mal rejimi sözleşmesinin evlilik tarihinden itibaren geçerli olmasını da sağlayabilirler.


           Mal rejimi sözleşmesi yapma hakkından önceden feragat edilmesi mümkün olmayıp bu yönde yapılacak herhangi bir sözleşme geçerli olmaz.

           ii -  Mal rejiminin mahkeme kararıyla değiştirilmesi;  eşlerden biri, haklı bir sebebin varlığını ileri sürerek mal rejiminin değiştirilmesini her zaman isteyebilir . Burada mal rejiminin değiştirilmesine karar verecek olan mahkeme, eşlerin bulundukları yerdeki Aile mahkemesi olup,  haklı sebebin oluşup oluşmadığı hususunu takdir edecek olan da aile mahkemesi hakimidir. Rejim değişikliğini talep eden taraf, bunu ispatlamakla mükelleftir. Mal rejimi değişikliği talebiyle ilgili olarak kanunda haklı sebeplere bazı örnekler verilmiş olup bu haklı sebepler kanunda belirtilenlerle sınırlı değildir .


           Eşler arasında mal ortaklığı rejimi varsa, eşlerden birinin icra takibi alacaklısı bu haczin uygulanmasından zarar görmüşse eşler arasındaki mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesini talep edebilir. Alacaklının bu talebinin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde eşler arasındaki mal rejimi dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sona erer.

Medeni Kanunda Düzenlenen Mal Rejimleri


1- Mal Ortaklığı:  Eski Medeni Kanunda seçimlik mal rejimi olarak düzenlenen mal ortaklığı rejimi yeni kanunda da seçilebilir rejim mal rejimleri arasında yer almıştır. Mal ortaklığı rejimi, eşlerin kişisel malları ile ortaklık mallarını kapsar. Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olurlar. Hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir.


2- Mal Ayrılığı: Eşlerin her biri kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir ve kendi borçlarından kendi malvarlıkları ile sorumludurlar. Evliliğin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde mal paylaşımı söz konusu olmaz.


            Medeni kanunun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden önce evlenmiş olan eşler 1 yıl içinde yani 01.01.2003 tarihine kadar  notere başvurarak herhangi bir mal rejimini seçmedikleri takdirde yasal rejimini (Edinilmiş mallara katılma rejimini) seçmiş sayılırlar . Eşler, sözleşme ile, edinilmiş mallara katılma rejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kararlaştırabilirler. Aksi halde kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olurlar.


3- Paylaşmalı Mal Ayrılığı: Birçok yönüyle edinilmiş mallara katılma rejiminin aynısıdır. Mal rejiminin tasfiyesi halinde mümkün olduğu kadar malların ayni paylaşımı öngörülmüştür.


EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ


         Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden her biri veya mirasçıları, diğer eşin mal rejimi süresince edindiği mallara ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Bu rejimin anlaşılabilmesi için iki önemli kavramın ele alınması gerekmektedir. İlki edinilmiş mal kavramı diğer ise artık değer kavramıdır.


1- Edinilmiş mal- Kişisel mal kavramı :


         Mal rejiminin devamı süresince eşlerden her birinin karşılığını vererek edindikleri mallar “edinilmiş mal” olarak kabul edilmiştir.  Eşler, aksini kararlaştırmadıkları takdirde diğer eşe ait artık değerin yarısı kadar hak sahibidir. Eşler yazılı bir sözleşme ile değer artışı payından vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir. Örneğin diğer eşin değer artışı üzerinde %30 pay sahibi olunacağı şeklinde bir sözleşme yapılması mümkündür. Eşler böyle bir sözleşme yapmadıkları sürece bu pay oranı yarı yarıya olacaktır.
Edinilmiş mallar   özellikle şunlardır:

a- Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
b- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı   
    ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
c- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
d- Kişisel mallarının gelirleri, ( aksi sözleşme ile kararlaştırılabilir )
e- Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

         Kime ait olduğu belirlenemeyen mallar ise edinilmiş mal sayılırlar. Evlilik devam ettiği sürece her bir eş, gerek kendi kişisel malları gerekse edinilmiş mallarını dilediği gibi yönetme, tasarruf etme ve yararlanma hakkına sahiptir. Ancak eşlerden biri, evlilik birliğinin gerektirdiği giderlere katılma yükümlülüğünü ihlal ederse diğer eş tarafından tasarrufunun sınırlanması talep edilebilir. (Bu talep hakkı sadece edinilmiş mallara katılma rejimiyle sınırlı olmayıp, tüm mal rejimlerinde böyle bir talepte bulunma imkanı vardır)

           Eşlerin herhangi bir karşılık vermeksizin sahip oldukları örneğin miras yoluyla kendilerine intikal eden mallar veya şans oyunlarında kazandıkları mallar edinilmiş mal sayılmayacaktır. Bunlara ilave olarak eşlerin evlenmeden önce edindikleri mallar, manevi tazminat alacakları ve şahsi kullanımına yarayan mallar örneğin giysi, spor aletleri, traş takımları ve benzeri gibi mallar da kişisel malları arasında yer alır. Kişisel malların yerine geçen değerler de yine kişisel mal grubuna girecektir. Eşler sözleşme ile meslek ve sanatın icrası için gerekli malları kişisel mal grubuna dahil edebilecekleri gibi kişisel malların gelirlerinin de kişisel mal sayılmasını kararlaştırabilirler.

            Artık değer kavramı da yeni Medeni Kanunun yürürlüğe girmesi ile hukuk literatürümüze giren bir kavramdır. Kısaca eşlerin her birinin mal rejimi süresince edindikleri malların –edinilmiş mal grubuna giren mallar- mal rejiminin tasfiyesi sırasında toplam değerinden, bu mallara ait borçlar çıkarıldıktan sonra bulunan miktar artık değerdir. Artık değerin tespiti için ekleme ve denkleştirme işleminin de yapılması gerekmektedir.

 

EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN TASFİYESİ 


            Mal rejimi, evlilik birliğinin sona ermesiyle doğal olarak sona erecektir. Bunun dışında evlilik birliği devam ederken de mal rejiminin sözleşme veya mahkeme kararıyla değiştirilmesi ya da ayrılık kararı ile sona erebilir. Boşanma veya evliliğin iptali gibi evliliğin sona ermesiyle mal rejiminin sona ermesi durumunda mal rejimi dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılır. Tasfiye işleminde öncelikle her eş kendisine ait kişisel mallarını geri alır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ayni paylaşıma göre yapılmaz, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.   Bir eş kişisel borçlarını edinilmiş mallarından ödedi ise bu miktar tasfiyede edinilmiş malların denkleştirme alacağı olarak hesaba katılır.


            Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile ilgili olarak başlıca iki talep; katılma alacağı davası ve değer artışı davasıdır.


1- Katılma alacağı davası;  eşlerden her birinin mal rejimi süresince edindiği malların,  ekleme ve denkleştirmeler yapıldıktan sonra elde edilen toplam değerinden bu mallara ait borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktarın yarısı talep edilir. Bu düzenlemenin dayanağı, evlilik süresince edinilen malların eşlerin dayanışması neticesinde elde edildiği fikridir.   Katılma alacağı, eşlere ayni bir alacak hakkı sağlamaz yani malların ayni olarak paylaşılması söz konusu değildir. 


            Katılma alacağı,  mirasçılara geçebilir ve alacağın temliki yoluyla 3. Kişilere devri de mümkündür.  Ancak evlilik sona ermeden önce böyle bir hak söz konusu olmadığından hacze konu olamaz, iflas masasına giremez ve devredilemez. Mal rejimi sona erdikten sonra borçlu eşin alacaklısı,  katılma alacağının haczini talep edebilir.

             Artık değerin hesaplanması için önce her bir eş kendine ait mallarını geri alır.    Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar  ve diğer eşin katılma payının azaltılması amacıyla yapılan devirler de edinilmiş mallara eklenir.  Diğer eşin katılma payının azaltılması amacıyla devredilen mallar için geriye dönük herhangi bir süre söz konusu değildir. Katılma payının azaltılması amacıyla yapılmış olmasının ispatlanması şartıyla mal rejimi süresince yapılan devirler, edinilmiş mallara değer olarak eklenir. Katılma alacağının azaltılması kastıyla 3. Şahıslara devir yapılması durumunda 3. Şahsın iyi niyetli olsa da sonucu değiştirmez, eşin bunu malvarlığını azaltma kastıyla yaptığının ispatlanması değer olarak eklenmesi için  yeterlidir. Eklenecek değerlerle ilgili   uyuşmazlıklarda, devrin yapıldığı 3. Şahsa da başvurulabilmesi için davanın 3. Şahsa ihbar edilmesi gerekmektedir. 3. Şahıs malı devretmiş olsa bile malın değeriyle sınırlı olmak üzere sorumluğu devam eder.
Malların tasfiye zamanındaki değeri esas alınır. Katılma alacağı davası, mal rejiminin sona ermesi ve katılma alacağının öğrenilmesinden  itibaren 1 yıl içinde ve her durumda mal rejiminin sona ermesinden itibaren 10 yıl içinde  zamanaşımına uğrar. Katılma alacağı davası, boşanma davasından bağımsız olarak görülmesi gereken bir davadır. Şayet boşanma davası ile birlikte açılmış ise tefrik edilerek boşanma davasının neticesinin beklenmesi gerekmektedir. Zira boşanma, her aşamada feragat ile sonuçlanabilir. Bu sebeple, eşlerin boşanması kesinleşmeden mal rejiminin tasfiyesi mümkün olmayacağından boşanma davası bekletici mesele yapılmalıdır.


           Zina veya hayata kast gibi bir sebeple boşanma gerçekleşmiş ise hakim kusurlu eşin katılma alacağının azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir.  Katılma alacağının azaltılması veya tamamen kaldırılması için boşanma davasının zina veya hayata kast sebeplerinden biriyle açılmış olması ve bunun ispatlanması gerekmektedir. Bu iki sebep kanunda sınırlı olarak sayılmış olup bunlar dışındaki herhangi bir boşanma sebebiyle katılma alacağının azaltılması veya kaldırılması mümkün değildir.


2- Değer Artış Payı Alacağı Davası ;  Eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, korunmasına, iyileştirilmesine hiç veya uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunan eş, tasfiye sırasında bu değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahiptir. Bu tanıma göre, uygun bir karşılık almış olan eşin değer artış payı talep etmesi söz konusu olmaz. Yeni medeni kanunun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinde önce yapılmış olan katkılar için de değer artışı için alacak hakkı bulunmaktadır. 


           Değer artış payı alacağı Medeni Kanunu’nun 227. Maddesinde düzenlenmiştir; “Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. (1. F) Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. ( 2. F) Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi pay oranını da değiştirebilirler.(3. F) “


          Diğer eşe ait mal ile ilgili olarak yapılan katkı   nakit olarak, çalışma şeklinde yardım ederek veya diğer eşe ait borcun üstlenilmesi şeklinde gerçekleşebilir. Nakit olarak katkıda bulunduğunu iddia eden eşin bu katkının kaynağını da göstermesi gerekmektedir. Çalışma yoluyla yapılan katkının da evlilik birliğinin gerektirdiği normal çalışma ve yardımlaşmanın üstünde bir katkı olması gerekmektedir. Örneğin kadının mutad ev işleri ve çocuk bakımı, değer artış payı almasını gerektirecek bir katkı sayılmayacaktır.  Yine eşin işyerinde devamlılık arzetmeyen ufak tefek yardım mahiyetindeki çalışmalar da değer artış payı talep etmeyi haklı kılacak düzeyde görülmemektedir.  Çalışma yoluyla yapılan katkının değeri belirlenirken, aynı iş için piyasada ne kadar ücret alınıyorsa o aranda bir katkı payı belirlenir ve mal içindeki oranına göre katkıda bulunan  eşin değer artış payı buna göre hesaplanır. 


          Bir eşin diğer eşe ait mal ile ilgili olarak katkısı bulunduğu ve değer artış payı alacağı bulunduğu iddiası varsa bu katkının niteliği, gerçekliği ve kaynakları titizlikle incelenmelidir. Yargıtay’ın bu konuda verdiği kararlarda söz konusu malın (değer artış payına konu olan mal) tapu kaydının getirtilmesi, malın önceki ve sonraki durumunun belirlenmesi (malın iyileştirilmesi ve korunması iddiası varsa), eşlerin maddi durumlarının belirlenmesi (özellikle malın edinilme tarihinde her bir eşin alım gücü ve değer artışına ne kadar katkıda bulunabileceğinin tespiti bakımından) belirlenmesi gerekmektedir.


           Şayet eşlerden biri, diğeri için ziynet eşyalarını verdiğini iddia etmişse bu ziynet eşyalarının varlığı, miktarı ve malın edinilme tarihindeki değerinin araştırılması gerekmektedir.  Bunun gibi katkıda bulunduğunu iddia eden eşin katkısının türü, miktarı ve gerçekliğinin araştırılması gerekmektedir. Katkıda bulunan eşin, bir işte çalışması ve gelirinin bulunması mutlaka katkıda bulunduğunu göstermez. Zira çalışan herkes gelirini yatırım için kullanmamaktadır, bu iddiada bulunan eşin, gelirini eşine ait mal için  katkıda bulunduğunu ispatlaması gerekir.   Katkıda bulunan eş eğer bağışlama kastıyla hareket etmişse MK md. 227’den kaynaklanan değer artışı alacağına ilişkin hakkına sahip olamaz.

         Katkı oranı ile ilgili olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve raporda özellikle hangi tarihe göre değerlendirme yapıldığının belirtilmesi gerekmektedir.

          Değer artış payının belirlenmesinde eşin yaptığı katkının malın tüm değerine oranına bakılır. Yani malın edinilmesinde ¼ katkısı olan eş, tasfiye sırasında da malın değerinin ¼ ü oranında alacak hakkına sahip olacaktır.  Maldaki değer artışı da yine değer artışının gerçekleştiği zamandaki değerin oranının tasfiye zamanındaki değere uygulanmasıyla değer artış alacağı payı tespit edilebilir. Değer artış payı , malın tasfiye  sırasındaki değerine göre belirlenir, şayet malda değer kaybı olmuşsa katkının başlangıcındaki değer esas alınacaktır.

          Eğer eşlerden biri, edinilmiş mala ilişkin borcunu kişisel mallarından ödemişse. Edinilmiş mal grubu Kişisel mal grubu aleyhine zenginleşmiş olacaktır. Bunun önüne geçmek için bu değer kayması miktarı artık değer hesabında dikkate alınacaktır


3- Katılma alacağı  ve değer artış payı davalarında usul; her iki dava da mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili olduğu için görevli mahkeme aile mahkemesidir, görev kamu düzenine ilişkin olduğu için taraflarca ileri sürülmese dahi mahkeme hakimi tarafından yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gerekmektedir. 


          Değer artış payı alacağı ve katılma alacağı davası boşanma ile birlikte veya ayrı olarak açılabilir. Ancak mal rejiminin tasfiyesi ancak boşanma kesinleştikten sonra yapılabileceği için boşanmanın kesinleşmesi gerekmektedir.  Şayet boşanma davası ile birlikte bu davalardan biri açılmışsa davanın tefrik edilerek boşanmanın kesinleşmesi beklenmelidir. 


          Şayet eşler arasında farklı bir anlaşma yoksa katılma alacağı veya değer artışı talebi 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu bir yıllık süre mal rejiminin sona ermesi  ve alacağın varlığının öğrenilmesi ile başlar, her halde 10 yıl  sonra sona erer.  Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar tasfiyede hesaba katılırlar, bu malların tasfiye sırasında mevcut olmaması önemli değildir. Mal rejiminin sona ermesinden sonra bu mallar herhangi bir şekilde yok olmuş olsa bile hesaba katılacaklardır.


           Katılma alacağı veya değer artış payı nakit veya ayni olarak ödenebilir, bunun ne şekilde ödeneceği konusunda borçlu eşin seçimlik bir hakkı vardır. Hakkın kötüye kullanılması söz konusu olmadığı sürece alacaklı eşin buna itiraz hakkı yoktur. Katılma alacağı veya değer artış payının toplu olarak bir seferde ödenmesi  her zaman mümkün olmayabilir. Şayet bu ödeme, borçlu eşin ekonomik gücünü aşıyorsa ödemeleri yapmak için münasip bir süre  talep edebilir. Bu talep karşısında alacaklı eş, uygun bir süre beklemekle yükümlüdür. Bu yükümlülük kanundan kaynaklanmaktadır. 


           Katılma alacağı ve değer artış payı davaları boşanmanın fer’i niteliğinde olmadığından nisbi harca tabidir. Harç tamamlattırılmadan davaya devam edilmesi mümkün değildir.

  
             Mal rejiminin tasfiyesi, mal rejimi sözleşmesiyle ilgili uyuşmazlıklar, aile konutu şerhiyle ilgili talepler ve  mal rejiminin değiştirilmesiyle ilgili taleplerle ilgili olarak aile mahkemesi görevlidir. Bu görev kamu düzeninden olup resen nazara alınır.


Mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili davalarda aşağıdaki mahkemeler yetkilidir;

1- Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
2- Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkeme
3- Diğer davalarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi

 

SONUÇ 


         Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile ilgili hazırladığımız bu kısıtlı yazımızda,  4721 sayılı kanunla eşelere tanınan hakları özetlemeye çalıştık. Görüldüğü üzere yeni düzenleme ile eşlerin evlilik birliği içinde edinmiş oldukları mallar üzerinde  evlilik süresince tarafların içinde oldukları dayanışmanın bir gereği olarak  diğer eşe bir alacak hakkı tanınmış bulunmaktadır. Bu alacak hakkı sayesinde, ekonomik yönden zayıf olan taraf korunmuş olmaktadır. Her ne kadar edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinin zor olması, yıllar sonra hangi malların hangi gruba ait olduğunu tespit etmenin neredeyse imkansız olması, denkleştirmenin ve katılma alacağının hesaplamasının oldukça karmaşık olması bakımından eleştiriler olsa da eski Medeni Kanun düzenlemesine nazaran ekonomik yönden zayıf olan kadının korunmasına yönelik getirdiği yenilikler göz ardı edilemez. Tasfiye ve hesaplamaya yönelik eleştiriler ise bu konuda her geçen gün artan Yargıtay içtihatları ışığında zamanla azalacaktır.

 

KAYNAKÇA
1- DURAL, Mustafa ; OĞUZ, Tufan ; GÜMÜŞ, Mustafa Alper : Türk Özel Hukuku 3. Cilt- İstanbul 2005
2- GENÇKAN, Ömer Uğur : Mal Rejimleri Hukuku –Ankara 2007
3- GÜMÜŞ, Mustafa Alper : Teoride ve Uygulamada Evliliğin Genel Hükümleri ve Mal Rejimleri – İstanbul 2008
4- www.hukuki.net
5- İstanbul Barosu Dergisi
6- www.kazanci.com
7- www.turkhukuksitesi.com
8-  Yargıtay Kararları Dergisi

 

Av. Gülfidan KAYA

 
© 2010, Ali Yüksel & Hilmi Özalp. Her Hakkı Saklıdır.