MakalelerŞİRKETLERİN KISMİ VE TAM BÖLÜNMESINDE MARKA HAKLARININ HUKUKİ DURUMU

18/05/2026
https://www.aliyuksel-hilmiozalp.av.tr/wp-content/uploads/2026/05/SIRKETLERIN-KISMI-VE-TAM-BOLUNMESINDE-MARKA-HAKLARININ-HUKUKI-DURUMU.png

Giriş

 

Şirketlerin yeniden yapılanma süreçlerinde en önemli unsurlardan biri, şirket malvarlığına dahil olan fikrî ve sınai mülkiyet haklarının akıbetidir. Özellikle marka hakları; şirketin ticari itibarı, müşteri çevresi ve ekonomik değeri bakımından kritik öneme sahiptir. Türk hukukunda şirket bölünmeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamında düzenlenmiş olup, marka haklarının devri ve kullanımı ise ağırlıklı olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) hükümlerine tabidir.

Bu çalışma kapsamında; şirketlerin tam bölünme ve kısmi bölünme süreçlerinde marka haklarının hukuki durumu, marka devrinin kapsamı, kullanım yetkisi, ticaret unvanı ile ilişkisi ve uygulamada doğabilecek uyuşmazlıklar değerlendirilecektir.

I.Şirket Bölünmesi Kavramı

 

TTK kapsamında şirket bölünmeleri tam bölünme ve kısmi bölünme olarak ikiye ayrılmaktadır. Tam bölünmede şirket tasfiyesiz sona ererken, kısmi bölünmede şirket faaliyetini sürdürmeye devam etmektedir. Marka haklarının hangi şirkete ait olacağı ise bölünme planı ve sözleşmesindeki düzenlemelere bağlıdır.

II. Tam Bölünmede Marka Hakkının Durumu

 

Tam bölünmede şirketin tüm aktif ve pasifleri devralan şirketlere geçmektedir. Marka hakları da malvarlığının önemli bir unsuru olarak devredilebilir. Marka hakkının hangi şirkete geçeceği bölünme planında açık şekilde belirtilmelidir.

Marka devrinin TÜRKPATENT siciline işlenmesi uygulamada büyük önem taşımaktadır. Aksi halde üçüncü kişiler bakımından hak sahipliği konusunda uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.

III. Kısmi Bölünmede Marka Hakkının Durumu

 

Kısmi bölünmede en önemli sorun; markanın açıkça devredilip devredilmediğinin belirlenmesidir. Eğer marka bölünme planında belirtilmemişse marka hakkının bölünen şirkette kaldığı kabul edilir.

Bu durumda devralan şirketin markayı kullanmaya devam etmesi marka hakkına tecavüz oluşturabilir. Özellikle markanın ticaret unvanında veya reklam faaliyetlerinde kullanılması ciddi hukuki ihtilaflara yol açabilmektedir.

IV. Ticaret Ünvanı ve Marka İlişkisi

 

Devralan şirketin ticaret unvanında markanın yer alması halinde kullanımın dürüst kullanım sınırını aşıp aşmadığı önem taşır. Yargıtay uygulamasında, markasal kullanım niteliğine dönüşen ticaret unvanı kullanımları marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilebilmektedir.

Eğer kullanım marka itibarını zedeliyorsa marka sahibi şirket, kullanımın durdurulmasını ve markanın ticaret unvanından terkinini talep edebilir.

V. Sonuç

 

Şirket bölünmelerinde marka haklarının akıbeti hem ticaret hukuku hem de sınai mülkiyet hukuku bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle kısmi bölünmelerde marka devrinin açık şekilde düzenlenmemesi ciddi uyuşmazmazlıklara yol açmaktadır.

Bu nedenle bölünme planlarının hazırlanması sırasında marka haklarının devri, lisans ilişkileri, ticaret unvanı kullanımı ve marka itibarı gibi hususların ayrıntılı şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Özellikle şirket bölünmesi sonrasında kurulan veya faaliyetlerini devralan yeni şirketlerin, devredilmeyen markayı ticaret unvanında veya ticari faaliyetlerinde kullanmaya devam etmesi uygulamada önemli uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/11-941 E., 2023/66 K. sayılı kararında; ticaret unvanında yer alan ibarenin markasal etki doğuracak şekilde kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturabileceği kabul edilmiştir. Kararda, kullanımın yalnızca unvansal değil, tüketicide ekonomik bağlantı algısı yaratacak düzeyde markasal kullanım niteliği taşıdığı vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, özellikle bölünme sonrası kurulan şirketlerin eski şirket markasını kullanmaya devam ettiği durumlarda önem taşımaktadır.

Av. Ayşegül Çubukçu

Paylaş
Paylaş