ceza hukukuMakalelerÖRGÜTLÜ SUÇLARDA UYGULAMALARDA VAR OLAN SORUNLAR

14/10/2026
https://www.aliyuksel-hilmiozalp.av.tr/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Image-2026-10-14-at-11.31.13-1280x1172.jpeg

1- Soruşturma aşamasında karşılaşılan problemler , iştirak halinde işlenen suçla örgüt üyeliğinin uygulamada yarattığı sorunlar , CMK madde 153’ün örgüt soruşturmalarına etkisi nedir ?

CMK 153. madde kapsamında kamuoyunda dosyada gizlilik kararı olarak bilinen, hukuki açıdan ise dosya kapsamındaki belgelere erişimin kısıtlanması olarak tanımlanan uygulama, örgütlü suç soruşturmalarında önemli bir yer tutmaktadır.

Kısıtlılık kararının temel amacı; delillerin kaybolmasını önlemek, delillerin toplanmasını güvence altına almak ve örgüt faaliyetlerinin izlenebilirliğini sağlamaktır. Soruşturma makamları, örgüt üyelerinin veya yöneticilerinin soruşturmadan haberdar olmalarının örgütsel faaliyetlerin farklı şekilde yürütülmesine ve soruşturmadan kaçınılmasına yol açabileceğini belirtmektedir.

Ancak uygulamada, örgütün varlığı ve suçun iştirak hâlinde işlenip işlenmediği yeterince değerlendirilmeden, soruşturmanın başlangıcında kısıtlılık kararı alınması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Savcılık makamının, soruşturma başlar başlamaz sulh ceza hâkimliğinden kısıtlılık kararı talep etmesi, bu uygulamanın örgütlü suç soruşturmalarındaki kullanımına ilişkin tartışmaları beraberinde getirmektedir. TCK 220 kapsamında yürütülen soruşturmalarda karşılaşılan temel sorunlardan biri, CMK 153. madde uyarınca kısıtlılık kararı verilmesidir. İlgili maddede kısıtlılık kararı uygulanabilecek suçlar sınırlı sayıda düzenlenmiştir ve bu suçlar ağırlıklı olarak geleneksel suç örgütlerinin faaliyetleriyle ilişkilidir.

Ekonomik suçların önemli bir bölümünün bu kapsamda yer almaması, uygulamada farklı sorunlara yol açmaktadır. Ekonomik suçlara ilişkin soruşturmalarda örgüt suçlamasının da soruşturmaya dâhil edilmesi, örgütün varlığını ortaya koyan deliller bulunmasa dahi TCK 220 iddiasının CMK 153 kapsamında kısıtlılık kararına dayanak oluşturabilmesi sonucunu doğurabilmektedir.

Sonuç olarak, örgütlü suç soruşturmalarında karşılaşılan önemli sorunlardan biri, kısıtlılık kararının örgüt suçlaması üzerinden uygulanması ve örgütün varlığını ortaya koyan deliller yeterince değerlendirilmeden bu uygulamaya başvurulmasıdır.

2- Bilirkişi raporlarına ( Masak ) erişim problemleri nelerdir ?

Örgütlü suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda kamuoyu tarafından gizlilik kararı olarak bilinen Ceza Muhakemesi sistemimizde kısıtlılık kararı olarak bilinen hususun getirdiği uygulamada sık görülen problemi şudur : Cmk madde 153/2 hakkında kısıtlılık kararı olan soruşturma dosyalarının müdafilerin hangi belgelere erişebileceklerini düzenlemektedir. Bu belgelerde kanunda sınırlı sayıda sayılmıştır. Kişinin bizzat hazır bulunabileceği ceza muhakemesi işlemleri yani konutta yapılan arama , emniyette veya savcılıkta gerçekleşilen ifade alımı , sulh ceza da gerçekleştirilebilecek olan sorgu gibi hususlardır. Bunun yanı sıra da kanun bilirkişi raporlarının soruşturma aşamasında şüpheliye veya müdafine verilmesi gerektiğini düzenler ancak uygulamada kamuoyunun da masak raporu olarak bildiği savcının talebi üzerine mali suçlar araştırma kurulu tarafından gerçekleştirilen bazı incelemelerinde uygulamalarda müdafi ve şüphelilere bilirkişi raporu olmadığı başka mahiyette raporlar olduğu iddiasıyla verilmediğini sıklıkla görmekteyiz. Halbuki niteliği itibarıyla hem cmk da düzenlenen bilirkişi kavramını hem de soruşturma da kullanılan bazı kurumlar örneğin el koyma , kayyım tayini bunlar da masak raporunda sıklıkla kullanılır. Ancak bütün bunlara karşı masak raporu soruşturma aşamasında kısıtlılık kararı bulunan dosyalarda şüpheli ve müdafilere verilmemektedir. Bu da uygulamada lekelenmeme hakkına kimi zaman halel getiren bir pozisyon olmaktadır. Çünkü soruşturma mercileri kimi zaman ifade alımlarında yahut sorgularda şüphelilere uygun gördükleri soruları maddi gerçeğe kavuşulması için şüphelilere yöneltirken raporları bir bütün halinde ibraz etmemekte yahut bütünüyle bu raporu şüphelilere ifade alımlarında göstermemektedir.

3- Uygulamada örgütlü suçlara iletişimin denetlenmesi ve bas kaydı probleminin etkisi nedir ?

Örgütlü suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda karşılaşılan sorunlardan biri de iletişimin denetlenmesi kapsamında elde edilen veriler ile baz istasyonu kayıtlarının örtüşmesinin örgüt üyeliğine delil olarak değerlendirilmesidir. Bu uygulamada, delillerden hareketle şüpheliye ulaşılması yerine, önceden şüpheli olarak belirlenen kişiler arasındaki dijital ve iletişim verilerinin suç teşkil edip etmediği incelenmektedir.

Özellikle nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu şehir merkezlerinde, kişilerin aynı baz istasyonundan sinyal vermesi olağan bir durum olmasına rağmen, bu verilerin örgütsel bağlantının göstergesi olarak ileri sürülmesi uygulamada sorun yaratmaktadır.

4-Örgütlü suçlarda lekelenmeme hakkının , fiziksel imkanların, imkansızlıkların (SEGBİS) uygulamaya yansıması nelerdir?

Ceza muhakemesi sistemimizde karşılaşılan problemlerinden biri de lekelenmeme hakkının ihlal edilmesidir. Soruşturma makamları genelde örgütlü suçlarda şüpheli sayısının fazlalığı, fiziki olarak toplanması gereken delilin veyahut gerektiği kanaatinde olunan delilin; uygulamada delilden şüpheliye gitmesi gerekirken şüpheliden delile gidildiği için problem ortaya çıkarmaktadır. Bu yoğunluk ve aynı zamanda bu yoğunluğun bazı yansımaları ile kamuoyunun üzerinde kısıtlılık kararı olan soruşturma dosyalarının bazı tutanak, bilgi ve belgeleri görerek bilgi sahibi olunması bu dosyalardaki şüphelilerin lekelenmeme hakkına ciddi şekilde halel getirmektedir. Lekelenmeme hakkının aktif kullanabilmek için kişinin kendisi ile yapılan isnada erişebilmesi gerekmektedir. Kısıtlılık kararı olan dosyalarda genellikle şüpheli tam olarak neyle isnat edildiğini bilememekte sonunda iddianame tanzimi ile hakkındaki delillere erişebilmektedir. Çok şüpheli ve çok fazla sayıda delil taşıyan dosyalarda iddia makamı, soruşturma makamı veya mahkemelerin fiziksel imkanlardan ya da imkansızlıklardan hareketle bazı usuli işlemleri gerçekleştirmeleri yahut gerçekleştirmemeleridir. Bu da uygulama da CMK’nın doğru uygulanmamasını doğurmaktadır. Örgütlü suçlarla ilgili usuli güvenceler hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde hem de anayasa ve ceza muhakemesi kanunumuz da düzenlediğimiz usuli güvencelerin tahkim edilmesinin ve bazı yeni müesseseler getirilmesinin de ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.

Örgütlü suçlarda kovuşturma aşamasında en sık karşılaşılan problemler, soruşturma aşamasında yaşanan problemlerden farklılık teşkil etmektedir. Çok sayıda sanık bulunması, çok sayılı sanıkla sağlıklı yargılama yapılacak fiziki alanın bulunması genellikle güç olmakla birlikte en temel doğan problem ise ses ve görüntü bilişim sistemi kayıtlarıdır. Mahkemeler çoklukla çok sanıklı dosyalarda canlı ses ve görüntü kaydı alma yoluna gitmektedirler. CMK ve ilgili ikinci mevzuat buna izin vermektedir. Mahkeme heyeti yahut tek hakim ses ve görüntü bilişim sistemi kayıtlarının dökümünü bir bilirkişi, memur, katipler vasıtasıyla yapmaktadırlar. Bu da dosyanın süjelerini; sanıkların, müştekilerin, katılanların, müdafilerin, vekillerin bu kayıtların ham haline ulaşamaması sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu yüzden yalnızca bu kayıtlarda geçenlerin yazı haline getirilmiş haline erişilebilinmektedir. Zabit katibinin reddini doğurabilecek koşulların pas geçildiğini bu yüzden de avukatların tam olarak ve denetlenebilir şekilde duruşma tutanağına erişememesi sorununu doğurmaktadır.

Paylaş
Paylaş