Özet
Asansörler günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olmakla birlikte; günümüzde çoğu iş yerlerinde ve binalarda meydana gelen ölümlü veya yaralanmalı asansör kazaları adından sıkça söz ettirmekle birlikte bu kazalarda bina sahibinin/yapı malikinin, iş yeri sahibinin veyahut asansör bakım ve onarımından sorumlu denetim şirketinin sorumluluğu tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. İşbu yazımızda bu sorunu irdelemeye ve sorumluların tespitine ve cezai ve hukuki sorumlulukların tahliline değineceğiz.
1.Asansör Kazalarında Cezai Sorumluluk
Asansör kazalarının ölümle sonuçlanması halinde Türk Ceza Kanunun 85.maddesinde düzenlenen taksirle öldürme, yaralanmayla sonuçlanması halinde ise Türk Ceza Kanunu 89.madde kapsamında taksirle yaralama suçunun gündeme gelmesi söz konusu olabilir. Taksirin tanımı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 22. maddesinin 2. fıkrasında yapılmıştır. Bu maddede taksir, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla bir asansör kazasında kişinin cezai sorumluluğundan söz edilebilmesi için yalnızca kazanın veya neticenin gerçekleşmiş olması yeterli değildir. Neticenin, kişinin yerine getirmesi gereken bir dikkat ve özen yükümlülüğünün bulunması ancak kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması dolayısıyla neticenin oluşumuna sebebiyet vermiş olması ve en nihayetinde ölüm veya yaralanma neticesi ile söz konusu ihlal arasında nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. Suçun kanuni unsurlarının oluşması halinde geriye suçun failini ya da faillerini tespit etmek kalacaktır. Bu noktada Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2016/5431 Esas, 2018/1546 Karar sayılı ve 14.2.2018 tarihli kararının incelenmesi faydalı olacaktır.
Söz konusu kararda Yargıtay 12.Ceza Dairesi, ölümlü bir asansör kazasında cezai sorumluluğun belirlenebilmesi için;
- Asansör bakımının ilgili mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı,
- Bakım firmasının gerekli teknik yeterliliğe sahip olup olmadığı,
- Bakımı gerçekleştiren personelin bakım yapmaya yetkili olup olmadığı,
- Şirket içerisinde asansör bakım işerinden sorumlu yetkilinin kim olduğunun araştırılması,
- Bakım, denetim ve güvenlik yükümlülüğünün kime ait olduğunun tespiti,
- Kazaya sebebiyet veren ihmalin tespiti,
Gerekliliği şeklinde hüküm tesis ederek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmıştır.
Sorumluluğun tespiti ile birlikte sorumlu bulunan kişilerin kusur durumlarının kesin olarak tespit edilebilmesi için de dosyanın iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişiye gönderilmesi gerekmektedir.
Sorumluluk tayininde genelleme yapılması doğru olmamakla birlikte her somut olay bazında ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Zira her bina veya site yöneticisi, asansör kazasından sorumlu olmadığı gibi her denetim ve güvenlik şirketi de asansör kazasından sorumlu tutulamaz. Dolayısıyla cezai sorumluluk açısından kişinin yalnızca bina yöneticisi, şirket müdürü veya işveren sıfatına sahip olması yeterli değildir.
Asansörlerdeki teknik arızaların giderilmesi, bakım ve onarımlarının yapılmasından sorumlu asansör firmaları üstlendikleri bakım, denetim ve onarım yükümlülüklerini mevzuata ve teknik standartlara uygun şekilde gerçekleştirmekle yükümlüdür. Mevzuata, sözleşmeye ve teknik standartlara aykırı denetim yapılması, denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihlal sebebiyle kazanın meydana gelmesi halinde görevli kişilerin cezai sorumluluğu gündeme gelebilir. Ancak her halükârda unutulmamalıdır ki cezada ve suçta şahsilik ilkesi uyarınca sorumluluğun şahsi olması sebebiyle asansör bakım firmasında istihdam edilen teknik personelin hangi yükümlülüğü ihlal ettiği ve firma ile gerçek kişi arasında kusur oranlarının tespiti ayrıca araştırılmalıdır.
Asansör kazaları ile ilgili değinilmesi gereken bir başka husus da işbu kazaların iş kazası niteliği teşkil ettiği durumların varlığıdır. Yargıtay 12.Ceza Dairesi, 2017/6059 Esas, 2019/1438 Karar ve 5.2.2019 tarihli kararında ‘’Riskli yapı alanında çalıştırılan işçi bakımından gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan ve bu önlemlere uyulup uyulmadığını denetlemeyen sorumluların davranışlarını bilinçli taksir kapsamında değerlendirmiştir.’’
Özetle asansör kazalarının öncelikle bir iş kazası olup olmadığı tespit edilmeli, meydana gelen kazanın iş kazası niteliğini haiz olması halinde asansör bakım firması ve yetkililerinin kusur oranları ayrıca tespit edilmeli, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki yükümlülükler tespit edilerek hangi yükümlülüğün kim tarafından hangi oranda ihlal edildiği ve meydana gelen netice ile arasında illiyet bağı kurulup kurulmadığı tespit edilerek kişilerin cezai sorumluluğuna başvurulmalıdır. Ayriyeten asansör bakım firmasındaki şirket yetkilisinin cezai sorumluluğunun tayininde kişinin yalnızca şirket yetkilisi olduğundan bahisle cezai sorumluluğuna hükmedilmemeli, şirket içerisindeki fiili görevi, yetki ve sorumlulukları ve kusuru her somut olay bazında ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
3.Asansör Kazalarında Hukuki Sorumluluk
Asansör kazalarında hukuki sorumluluğun tayini ve kimlerin ne taleplerde bulunabilceğinin tayininde kazanın neticesi önem taşımaktadır. Buna göre yaralanmalı asansör kazalarında kazazedenin kendisi hukuki sorumluluk hükümlerinden yararlanabilirken, ölümlü kazalarda ise belirli şartların oluşması halinde müteveffanın yakınları meydana gelen zararlarının tazmini talebinde bulunabilirler. Öncelikle asansör kazanın meydana gelmesi halinde mağdur taraf maddi tazminat, manevi tazminat, tedavi giderlerinin karşılanması, çalışma gücü kaybından kaynaklanan zararın giderilmesi, geçici iş göremezlik zararının karşılanması, ölüm halinde cenaze giderlerinin ödenmesi ve destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilirler.
Hukuki sorumluluk araştırması yapılırken ise asansörün, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanun’un 684.maddesi uyarınca binanın bütünleyici parçalarından biri olması sebebiyle asansörün yapım veya bakım eksikliğinden kaynaklanan kazalarda yapı malikinin sorumluluğunun da tartışılması gerekmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 69. maddesinde, bir binanın sahibinin, binanın yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bina sahipleri için öngörülen bu kusursuz sorumluluk hali, ağır ve geniş bir sorumluluk türüdür. Yapı malikinin yani bina sahibinin kusursuz sorumluluğu bulunmakta olup yaralanmalı ya da ölümlü asansör kazasının varlığı halinde zararı tazmin yükümlülüğü bulunmaktadır.
Asansör bakım şirketinin ise yapı sahibi ile arasında akdetmiş olduğu hizmet sözleşmesinden ve haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunmakla birlikte yapı malikiyle arasındaki sözleşmenin niteliği, tarafların zararı giderim yükümlülükleri ve kusur oranları tespit edilerek nihai sonuca varılabilecektir. Her halükârda müşterek sorumlu tutulmaları da mümkündür.
4.Sonuç
Bina veya iş yerlerinde meydana gelen asansör kazalarında yapı malikinin ve asansör bakım şirketinin hem hukuki hem de cezai sorumluluğu her somut olay bazında ayrı ayrı incelenmeli, tarafların ortak sorumluluğunun doğması halinde ise yasal mevzuat, teknik kriterler göz önünde bulundurularak meydana gelen neticeden tarafların hangi oranda sorumlu tutulabileceği ayriyeten araştırılmalıdır.
5.Dipnotlar
1- Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2016/5431 Esas, 2018/1546 Karar Sayılı ve 14.2.2018 Tarihli Kararı
2- Yargıtay 12.Ceza Dairesi, 2017/6059 Esas, 2019/1438 Karar Sayılı ve 5.2.2019 Tarihli Kararı
Av. Busenur YAĞMURLAR


