Ticari hayatın temel taşı tabi ki rekabettir. Ancak rekabet sınırsız olmadığı gibi haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi ve tazminat talepleri bakımından 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ve ilgili diğer mevzuatlarda çeşitli düzenlemeler mevcuttur. Bu yazımızın konusunu ise haksız rekabete ilişkin davalarda arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı hususu oluşturmaktadır.
Haksız rekabet davaları Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Haksız rekabet ilişkin Türk Ticaret Kanunu’nun 54/2.maddesinde “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde açıklama yapılmıştır.
Haksız rekabet nedeniyle ekonomik olarak zarar gören ya da zarar görebilme ihtimali bulunanların TTK’nun 56.maddesi kapsamında çeşitli dava ve talep hakları mevcuttur. TTK’nın 56.maddesinde “Çeşitli Davalar” başlığı altında ayrıntıları ile belirtildiği üzere bu kapsamda haksız rekabetin tespiti davası, haksız rekabetin önlenmesi (men davası), haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması davası, kusur varsa zarar ve zıyanın tazmini ve Türk Borçlar Kanunu’nun 58.maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat davası açılabilir.
Haksız rekabet davaları 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde “mutlak ticari dava” olarak sayılmaktadır. İlgili maddenin konumuza ilişkin kısmına bakıldığında;
MADDE 4– (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
- a) Bu Kanunda,
- c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,……
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
1 Ocak 2019 tarihi itibariyle Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A hükmü ve 7155 sayılı Kanunun 20.maddesi uyarınca TTK’nun 4.maddesi ve ilgili kanunlar gereği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davaları için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu hale gelmiştir.
MADDE 5/A– (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet davaları mutlak ticari dava niteliğindedir. Mutlak ticari dava kapsamında olması nedeni ile zorunlu arabuluculuk kurumuna tabidir. Haksız rekabet nedeni ile açılabilecek davalara yukarıda değinmiştik. Bu davalar incelendiğinde haksız rekabetin tespiti davası, haksız rekabetin önlenmesi (men davası) ve haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması davası nitelikleri itibariyle arabuluculuğa uygun değildir. Ancak haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin konusu bir miktar paranın ödenmesi olduğundan arabuluculuğa elverişli olup tarafların dava açmadan arabulucuya başvurmaları zorunludur.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2020/933 Esas, 2020/5776 Karar, 09.12.2020 Tarihli İlamı;
“Davacı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, haksız rekabet oluşturan fiilin tespiti ve tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği ve bu nedenle uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu
Dava, davacı yanın İstanbul ilinin illüstrasyon çalışmalarına yönelik eserlerinin davalı tarafından herhangi bir akdi ilişki olmaksızın kullanıldığı iddiasına dayalı olarak haksız rekabetin tespiti, tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i), maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir…..
Somut olayda davacı taraf, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, haksız rekabet oluşturan fiilin tespiti ve tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”
Av. Gözde Doğaç Erdoğan


