İş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırılıklar, günümüzde yalnızca maddi ve manevi tazminat sorumluluğu ve idari para cezası yaptırımı ile sonuçlanmamaktadır. Özellikle ölüm veya ağır yaralanma ile sonuçlanan iş kazalarında işverenler, şirket yöneticileri ve işveren vekilleri hakkında ceza soruşturmaları yürütülmekte, hapis cezasına kadar uzanabilen yaptırımlar gündeme gelebilmektedir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenlere çalışanların sağlık ve güvenliğini koruma konusunda kapsamlı yükümlülükler yüklemektedir. Risk değerlendirmesi yapılması, çalışanlara eğitim verilmesi, kişisel koruyucu donanımların sağlanması, güvenli çalışma ortamının oluşturulması ve gerekli denetimlerin gerçekleştirilmesi bu yükümlülüklerin başında gelmektedir.
Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi sonucunda meydana gelen iş kazalarında ise Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. İş kazası sonucunda ölüm meydana gelmişse TCK m.85 kapsamında “taksirle ölüme neden olma”, yaralanma meydana gelmişse TCK m.89 kapsamında “taksirle yaralama” suçları gündeme gelebilmektedir. TCK m.85 uyarınca tek kişinin ölümü halinde 2 yıldan 6 yıla kadar, birden fazla kişinin ölümü veya ölümle birlikte yaralanmaların meydana gelmesi halinde ise 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Ayrıca bilinçli taksir durumunda bu ceza artırılabilmektedir.
Uygulamada en sık karşılaşılan yanlış kanaatlerden biri, ceza sorumluluğunun yalnızca tüzel kişiliğin yetkilisi olan işverene ait olduğu düşüncesidir. Oysa somut olayın özelliklerine göre; işveren, yönetim kurulu üyeleri, genel müdürler, işletme müdürleri, fabrika müdürleri, şantiye şefleri, teknik müdürler, işveren vekilleri, kusur durumlarına göre ceza sorumluluğu ile karşılaşabilmektedir.
İşverenlerin bir diğer yanılgısı da iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmesinin sorumluluğu ortadan kaldırdığı düşüncesidir. Oysa iş güvenliği uzmanı danışmanlık ve rehberlik görevi üstlenmektedir. Esas sorumluluk işverende ve işveren vekillerinde kalmaya devam etmektedir. Bu nedenle uzman raporlarının dikkate alınmaması veya önerilen tedbirlerin uygulanmaması halinde yöneticiler hakkında ceza soruşturması açılabilmektedir.
İş güvenliği yönünden hem hukuki hem de ceza sorumluluğu riskini azaltmak isteyen işveren ve yöneticilerin aşağıdaki uygulamaları düzenli olarak yapmaları önem taşımaktadır.
✓ Güncel risk değerlendirmesi yapılması
✓ İSG eğitimlerinin kayıt altına alınması
✓ Periyodik saha denetimlerinin gerçekleştirilmesi
✓ İş güvenliği kurulu kararlarının uygulanması
✓ Ramak kala olaylarının kayıt altına alınması
✓ Alt işveren faaliyetlerinin denetlenmesi
✓ Kişisel koruyucu donanım kullanımının kontrol edilmesi
✓ İş güvenliği uzmanı raporlarının düzenli takip edilmesi
✓ Acil durum planlarının güncellenmesi
✓ İSG kültürünün tüm yönetim kademelerine yayılması
İş sağlığı ve güvenliği ihlalleri günümüzde yalnızca idari yaptırım konusu olmaktan çıkmış, yöneticilerin şahsi özgürlüğünü etkileyebilecek ciddi ceza hukuku sonuçları doğuran bir alan haline gelmiştir. Özellikle ölüm ve ağır yaralanma ile sonuçlanan iş kazalarında soruşturmalar artık yalnızca şirketi değil, karar alma ve denetim mekanizmalarında yer alan yöneticileri de doğrudan hedef almaktadır.
Bu nedenle işverenler ve yöneticiler açısından en etkili savunma, bir iş kazası meydana geldikten sonra hukuki açıklama yapmak değil; kazanın meydana gelmesini önleyecek etkin bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi kurmak ve bunu sürekli denetlemektir. Çalışanların güvenliği için alınan her önlem, aynı zamanda yöneticilerin hukuki ve cezai risklerini azaltan en güçlü koruma mekanizmasıdır.
Av. Özden Yağmuroğlu Kayahan


